Embed

Başbakan'a açık mektup

 

Günümüzde Dünya'nın büyük bölümü bir krizin içinde kıvranırken bizim ülkemiz sürekli gelişiyor,  buna eyvallah; Pek çok olumlu gelişmeler yaşandı, bunları gözardı etmiyoruz. Ama bizim ülkemizde de hiç mi yoktur krizlerle boğuşan? Krizlerle boğuşanların kendi hataları mıdır sadece, içinde bulundukları durumun sebebi? Yöneticilerin hiç mi sorumluluğu yoktur, krizler içindeki insanlarının kötü durumundan. Mesela bir başbakanın?

Diyelim ki herşeyi devletten, başbakandan, yöneticiden beklemeyelim, buna da eyvallah ve kesinlikle doğrudur: vatandaş da elini taşın altına koymalı. Peki elini taşın altına koyan vatandaş, boyunu aşan işlerde devletinden, başbakanından yardım isteyemez mi? "Bakın benim elimi altına koyduğum taş var ya, bu taşı kaldırırsak, ülkeye en az  bugüne kadar yapılan faydalı işler kadar faydamız olur" Diyen birine başbakan kulak vermeli mi, vermemeli mi?

Yurt dışı bir kaynaktan hem yüklü miktarda nakit (öyle ki: Bunun geleceği ülkeler, bu sıcak paraları kaybetmemek için savaşı göze alır), hem bizde olmayan bir teknoloji, hem de özel bir alanda yetişmiş insangücünü içeren yatırım imkanı var. Bu yatırım sayesinde ülkemiz insanı işsizlik, yoksulluk başta olmak üzere, problemlerine çözüm bulacak. İşte bu yurt dışı bağlantısı sağlayan vatandaşın Türkiye'de çalmadığı devlet kapısı, aşındırmadığı yol kalmamış, en son başbakanlık özel kalemine de kısa bir dilekçeyle durumu arzetmiştir, Başbakan'a iletilmek üzere ... Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim... şeklinde ...

Durum şudur: Böyle bir yatırım özel bazı şartları içerir, gizlilik, güvenlik ön planda olur. Zira: Dünya siyasetinde, büyük çapta ekonomik krizlerle boğuşulurken, böyle bir kaymağı alenen alacak ülkenin işini bozmak için her türlü kirli işi rakip devletler yapar. Türkiye kendi mühendislerini koruyamadı, kendi paşasını koruyamadı, kendi siyasetçisini koruyamadı, kendi yazarını, kendi işadamını, kendi vatandaşlarını koruyamadı: Süikastler, faili meçhuller daha neler neler boy gösterdi. Neden? Çünkü Türkiye'de büyük atılımlar yapmaya çalışanlar gerekli gizlilik ve güvenlik şartlarını sağlayamadılar.

İşte yurtdışından ayarlanan kaynağın Türkiye'ye büyük bir yatırım olarak sağlanabilmesi için özel güvenlik ve gizlilik şartları gerekiyor. Başbakanlık özel kalem müdürlüğü başta olmak üzere Türkiye'de ulaşılmayan yer kalmadı.

Hem işsizlik, hem yoksulluk, hem bunlarla bağlantılı diğer olumsuzlukların giderilebilmesi bu yatırıma bağlı. Çünkü bu yatırım bir zengini daha zengin yapmak için yapılmıyor; Bütün esas amacı insanımıza hizmet.

Herşeyi önce başka ülkelerin yapmasını bekleyen zihniyet değişmişti, zirvede. Ama anlaşılan yılların birikimine sahip statükocu alt kadrolar ve genel klasik anlayışlara sahip olan muteber şahsiyetler, halen böyle şeyleri anlamakta güçlük çekiyorlar: Çünkü statükocuların tek fikri: "Önce başka büyük ülkeler yapsın bize bir 50 yıl daha fark atsınlar, sonra biz onların kapısına gider bize de bir kaç kırıntı vermelerini arz ederiz." şeklindedir.

Sayın başbakanımızın böyle bir durumdan haberdar olup olmadığı meçhul ... O da mı statükocuların çevresini kapatması sebebiyle gerçekleri göremez oldu? Vah ülkeme vah; vah insanıma vah ...

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !